“İtibar Kıymetli Olduğu Kadar Kırılgandır da!”

“İtibar Kıymetli Olduğu Kadar Kırılgandır da!” Fransa’da İş Etiği Kuralları oluşturan ve Etik Direktörü atayan ilk şirketlerden biri olan L’Oréal’in Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Etik Başkanı Emmanuel Lulin, şirket olarak bu konuda çok yol aldıklarını söylüyor ama eklemeyi de imal etmiyor: “Ancak mütevazı ve ihtiyatlı olmak gerekir. Hepimizin bildiği gibi, itibardan daha kıymetli bir şey olmadığı gibi, ondan daha kırılgan bir şey de yoktur.”

L’Oréal, kurumsal etik ve yönetimde en iyi uygulamaları destekleyen bağımsız bir araştırma merkezi olan Ethisphere Enstitüsü tarafından 6. kez Dünyanın En Etik Şirketlerinden biri seçildi. Bu başarının sırrı nedir?

L’Oréal’in ileriye dönük etik programının temelinde her birimizin yürekten inandığı ve sıkıca bağlı olduğu değerler yer alıyor. Bizim etik programımız belirli bir duruma ya da olaya karşı hazırlanan bir prosedür değil, gündelik iş hayatımızda benimsediğimiz bir yaklaşım. Amacımız, etik değerlere bağlılığıyla örnek teşkil edecek bir şirket olabilmek için her zaman çaba göstermeye devam etmek, çünkü bizler 21. yüzyılda, yalnızca etik kavramını şirket kültürü, stratejisi ve günlük faaliyetlerle güçlü bir şekilde bütünleştirebilen şirketlerin sürdürüle- bilir olacağına inanıyoruz. Biz de tabii ki bir etik ve uygunluk programının temel unsurlarını oluşturduk ve oluşturmaya devam ediyoruz. En önemli odak noktalarımızdan biri de bir dürüstlük kültürü inşa edebilmek. Şirketlerde doğru bir adalet kavramı olması, şikayetlere önem verilmesi, çifte standardın önüne geçilmesi, bilginin paylaşılması, ekipler arasında işbirliği ve güven de sağlıklı bir dürüstlük kültürünün önemli bileşenleridir. 6. kez Dünyanın En Etik Şirketleri’nden biri olarak kabul görmüş olmamız hepimizi oldukça gururlandırıyor çünkü bu, çalışanların her birinin günlük olarak gösterdiği bağlılığın bir sonucu. Aynı zamanda, mütevazı ve ihtiyatlı olmak da gerekir. Hepimizin bildiği gibi, itibardan daha kıymetli bir şey olmadığı gibi, ondan daha kırılgan bir şey de yoktur.

Fransa’da İş Etiği Kuralları oluşturan ve Etik Direktörü atayan ilk şirketlerden biri olan L’Oréal’in iş etiğine bakış açısı nedir?

L’Oréal’in İcra Kurulu Başkanı Jea Paul Agon, 2007’de dünya çapında Etik Başkanlığı pozisyonunu hayata geçirdi. Bir şirketin değerinin aynı zamanda etik kültürüne, başka bir deyişle genel anlamda dürüstlük kültürüne verdiği değere de dayalı olduğuna inanıyoruz. Dürüstlük düşüncesinin ardında paydaşlarımızın, yani müşterilerimizin, çalışanlarımızın, hissedarlarımızın, tedarikçilerimizin ve diğerlerinin güveni yatıyor. L’Oréal, Fransa’da da İş Etiği Kuralları oluşturulan ilk şirketlerden biri. Etik kurallarımız en son 2014’te olmak üzere iki kez güncellendi. Bu, L’Oréal’in sadakat, güven ve dayanışma kültürü için temel öneme sahip konuları kapsayan yaşayan ve paylaşılan çok değerli bir belge. L’Oréal, çalışanlarına genel ilkeleri düzenleme ve çok sayıda uygulamalı örnekler verme yoluyla kendilerinden ne beklendiğini anlamasına yardımcı olma amacını taşıyor. Bu güçlü kültürü dört temel etik ilkesi üzerine kuruyoruz: Dürüstlük, Saygı, Cesaret ve Şeffaflık. L’Oréal, davranış ve değerlere yoğunlaşan, insana odaklı bir şirket ve ortada güçlü etik kurallar olduğunda, bunu kurallara uygun davranmanın takip edeceğine inanıyoruz.

L’Oréal’de etik konusunda ne gibi girişimleriniz var?

Etik ve dürüstlükten bahsettiğimizde, evrensel değerlerden bahsediyoruz. Bu değerlerle ilgili olarak şirket içerisinde iyi bir iletişimin hakim olması esastır. Biz bu nedenle çok kültürlülük ve çok dillilik konularına erken dönemlerde vurgu yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse, L’Oréal’in Etik Kuralları herkes anadilinde okuyabilsin diye 45 ayrı dilde hazırlandı ve ayrıca görme engelliler için kabartma yazıyla İngilizce ve Fransızca dillerinde versiyonları da bulunuyor. Etik konulu online eğitimimiz ise 22 farklı dilde hazırlandı. Çalışanların endişelerinin olması durumunda bunları dile getirmelerine olanak tanıyan L’Oréal Etik Serbest-Kürsü web sitesi 26 dilde erişime açık. Dünya çapındaki bir kuruluş için bu, saygının ifadesidir.

“6. KEZ DÜNYANIN EN ETİK ŞİRKETLERİNDEN BİRİ OLARAK KABUL GÖRMÜŞ OLMAMIZ HEPİMİZİ OLDUKÇA GURURLANDIRIYOR ÇÜNKÜ BU, ÇALIŞANLARIMIZIN HER BİRİNİN GÜNLÜK OLARAK GÖSTERDİĞİ BAĞLILIĞIN SONUCUNDA BAŞARILDI…”

Yerel kültürleri ve pazarları doğru şekilde anladığımızdan ve buna uygun bir yaklaşım geliştirdiğimizden emin olmak için aynı zamanda yerel vatandaşlar olan üst düzey çalışanlarımızdan Etik Elçileri adıyla bir ağ oluşturduk. Şahsen ben; şirketin fabrikalardaki, dağıtım merkezlerindeki, pazarlamadan, satıştan, insan kaynaklarından, finanstan, iletişimden sorumlu her düzeyden ve her görevden çalışanla tanışmak için tüm kıtalardaki ülkeleri ziyaret ediyorum; buna önemli bir zaman ayırıyorum. Güçlü bir iletişim kurmaya, etik başta olmak üzere her konuda fikirlerini almaya özen gösteriyorum. L’Oréal’de ayrıca Şirketler Grubu’nun yolsuzluğa karşı standartlarını ayrıntılarıyla açıklama amacı taşıyan ve çalışanların karşılaşabileceği durumlara nasıl dikkat çekeceği konusunda rehberlik sağlayan Yolsuzluğu Önleme Yöntemimiz ve tedarikçilerle doğrudan veya dolaylı irtibat halinde olabilen tüm çalışanlara rehberlik etme amacı taşıyan Satın Alma Yöntemimiz gibi uygulamalı kılavuzlar da hazırlandı. Ek olarak aile ile arkadaşların istihdam edilmesi üzerine rehberlik konusunda da uygulamalı kılavuzlar yazıldı. Bu türden konu başlıkları birçok kuruluş için gerçek zorluklardır. Bir çeşit cesaret göstergesidir, çünkü şirketler genellikle bu konular hakkında yazmak istemez. Tüm bu çalışmalarımızın çalışanlar tarafından “etik” başlığı altında tanımlanmasından ziyade, içselleştirilen, doğal bir davranış biçimi haline gelmesini önemsiyoruz…

L’Oréal, dünya çapındaki çalışanların şirketin Global Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı ile online olarak sohbet edebildiği, yıllık bir Etik Günü düzenliyor. Bu günün faydaları konusunda bilgi verebilir misiniz?

Etik Günü, 2009’dan beri Şirketler Grubu’nun takviminde kilit bir gün konumunda. Etik Günü’nün amacı, dünyanın her yerindeki çalışanların sorular sorabileceği ve fikirlerini ifade edebileceği, bununla birlikte hem Şirketler Grubu hem ülke düzeyindeki yönetimin çalışanlarla yakın diyalog halinde olabileceği bir etkinlik yaratmak. Son düzenlenen Etik Günü’nde, 70 ülkeden çalışanın etikle ilgili sorularını ya da önerilerini hem Şirketler Grubu’nun İcra Kurulu Başkanı’na hem de kendi ülkelerindeki Genel Müdür’e gönderme şansı oldu. Dünyanın her yerindeki çalışanların %50’sinden fazlası bu etkinliğe katıldı ve 4000’in üzerinde soru iletti. Bu etkinlik, kişisel liderliği ortaya koymanın bir yöntemi ve fikirleri tartışmaya, yorumlamaya teşvik ediyor.

Peki, rakiplerin etik davranmadığı durumlarda etik bir duruş sergilemek, L’Oréal için kayba sebep oluyor mu?

Tüm içtenliğimle söylüyorum ki, çok büyük ihtimalle bizim başlıca rakiplerimiz kendi işletmeleri dahilinde yüksek dürüstlük seviyesini korumakla ya da bunu geliştirmekle aynı şekilde ilgileniyordur. L’Oréal’in stratejik amaçlarından biri, gelecek on yılda 1 milyar yeni müşteri kazanmak ve bu 1 milyar yeni tüketici, büyük ölçüde gelişmekte olan ekonomilerden ve gelişmekte olan ülkelerden gelecektir. Yüksek düzeyde dikkatli olmak ve doğru davranışları gösterdiğimizden emin olmak temel öneme sahip. Doğru bir kültürle, özellikle de doğru bir dürüstlük kültürüyle yapılan işin çok daha değerli olduğu kanısndayız. Bu türden şirketler daha sürdürülebilir durumdalar.

Yapılan son araştırmalar, etik iş yapan şirketlerin daha fazla kazandığını ortaya koyuyor. Etik iş yapmanın şirketinize ne tür katkılar sağladığını düşünüyorsunuz? Sanıyorum ki, benden etik şirketlerin daha az kazandığını söylememi beklemiyorsunuz! İlginç olan bir konudan bahsetmek gerekirse, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi 2013’te Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi 100 adında yeni bir indeks açıkladı. L’Oréal geçtiğimiz senede, genel küresel menkul kıymetler borsasını geride bırakarak, toplamda %26,4’lük yatırım getirisini gösterir şekilde Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin on ilkesine bağlı kalan 100 şirketten oluşan bu menkul kıymet indeksine dahil edildi. Etik olmayan bir şirketki bu ifadeyle iş kültürü ya da dürüstlük kültürü kötü olan bir şirket demek istiyorum yok olabilir. Bu, bir şirket için idam cezası gibidir. Son 20 yıldaki vakaların sayısı bunun bir gerçek olduğunu kanıtlamaya yeter, hem de her zamankinden daha fazla. Bir şirketin etkin bir dürüstlük kültürünün olması, işletme ruhsatına sahip olması gibidir ve dünya üzerindeki hiçbir şirket işletme ruhsatını kaybetmeyi göze alabilcek durumda değildir.

Hayvanlar üzerinde yapılan kozmetik testler tüm dünyada büyük tartışmalara sebep oluyor. İş etiği perspektifinden bakarsak L’Oréal bu konuda ne düşünüyor?

 

L’Oréal, artık dünyanın hiçbir yerinde ürünlerinin ve ürün içeriklerinin hiçbirini hayvanlar üzerinde test etmiyor. Ayrıca L’Oréal bu işi başkalarına delege etmiyor ve bu iş için başkalarını da görevlendirmiyor. Yalnızca düzenleyici merciler (devlet otoriteleri) bunu güvenlik ya da mevzuatlar nedeniyle talep ederse istisna uygulanabilir. Araştırma ve geliştirme birimimiz bu istisnai testler için yeni alternatif yöntemler geliştirmek için çalışmaya devam ediyor. Bu birim, halihazırda günümüzde kozmetik sektöründe kabul edilen alternatiflerin birçoğuna, özellikle de yeniden yapılandırılmış deri ve doku modellerinin kullanımına katkıda bulundu. Bu konuda size birkaç sayı verebilirim. L’Oréal son 30 yılda, alternatifler üzerine uluslararası araştırma, yeniden yapılandırılmış dokular ve doku modelleri için üretim sahaları alanlarında 900 milyon Euro’luk yatırım yaptı ve hayvan kullanılmayan güvenlik değerlendirmesi çalışması için 100 bilim insanını istihdam etti. Her yıl 6 milyarın üzerinde ürünümüz satılıyor ve L’Oréal, bunların hiçbiri için üzerinde test yapılmıyor.

Sizce etik iş uygulamalarının önemi neden giderek artıyor?

Dünyada şeffaflığa yönelik talep her geçen gün artıyor. Bununla birlikte şirketlerin hissedar sayıları da artıyor. Şirketlerden her zamankinden daha sorumlu bir şekilde çalışmaları bekleniyor ve şirketler de eylemlerinin sonuçlarını göz önünde bulunduruyor. Bir kuruluşun başarısızlığı, ilgili kişiler ve ekonomi için sarsıcı olabilir. Yeni nesiller, önceki nesillerden daha fazla ya da daha az etik değiller ama daha talepkarlar. Şu anda çok sayıda kuruluşun yozlaşma, iş uygulamaları, şeffaflık ya da dürüstlük konularında sarsılmış durumda olduğunu görmek hayret verici. Bizler bir geçiş döneminin hem aktörleri hem de izleyicileriyiz ve kimseye herhangi bir ders vermemiz de yerinde olmaz. Yapabileceğimiz tek şey, kendimizin doğru ve etik davrandığından emin olmaktadır.

 

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir